Dil

MAHALLE BASKISI

MAHALLE BASKISI

Hayatımızın her alanında sosyal medya var. Ve “Acaba neler olmuş? ”ya da “ Son gönderiye kaç like gelmiş, hakkımızda kimler neler demiş? ” diyerek sosyal platformlara an be an göz atmalarımızı düşünürsek, günümüzün büyük bir çoğunluğunu orada geçirdiğimizi söyleyebiliriz.

“Sosyal medyanın zararları, psikolojik anlamda etkileri ”gibi başlıkları dikkate almamakla birlikte artık klişe buluyor, varlığını yadırgamıyor ve zaten hep varmış gibi davranıyoruz. Herkesin kendi ilgi alanına göre kitle oluşturup tüm paylaşımlarını yaptığı bu mecralarda bizi en çok rahatlatan şey hepimizin bildiği gibi duygularımızın ifadesidir. Facebook’ta bilgi notları ya da günün özetini, Swarm’da nerelere gittiğimizi, Instagram’da ne yiyip ne içtiğimizi paylaşırken Twitter’da ise gündemi takip edip anlık ruh halimizle alakalı cümleler paylaşıyoruz. Fakat sosyal mecraların broadcasting dediğimiz yani “Bir ifadeyi birden fazla kişiye duyurabilme” avantajı bazen tadımızı kaçıran tepkilerle karşılaşmamıza sebep olabiliyor. Çünkü sosyal medyanın maalesef ki görmezden gelinemeyecek kadar “Biz buradayız” diyen bir “Linç Ekibi” var. Bu linç ekibi ortaya çıkmak için genellikle, bazı kesimlerin toplumu etkileyen olaylar karşısında tepkilerini dile getirdikleri (onların jargonuna göre “duyar kasma”) anı kolluyor. Ve tabi bundan nasibini alanlar elbette sadece kişiler değil aynı zamanda firmalar.

Şirket Deyince Akıllara Gelen Sadece İçi Boş Binalar mı?

Özellikle son zamanlarda, maalesef şirket deyince akıllarına, acımasız, insansız, duygusuz ve de renksiz binalar gelen linç ekibi, yaşanan olaylardan ziyade “kim ne için acı çekiyor, kim daha çok acı çekiyor”a odaklanmış durumda. Öyle ki bu şekilde“ Olayı fırsata çeviriyor.” diyerek yaşananların kendisinden daha büyük bir gündem oluşturuyorlar. İşin en kötü yanı ise şu; şirket olayla alakalı bir içerik paylaşıp fikrini belirttiğinde “Duyar kasıyorlar” diyen ekip, bu sözü duymamak ve samimiyetsiz görünmemek için paylaşımda bulunmadığı zaman da aynı firmaya “Buna nasıl kayıtsız kalıyorsunuz?” diyor.

Bu Bir Mahalle Baskısı Mı?

Ortada o kadar büyük bir dijital mahalle baskısı var ki… En çirkin ve korkunç olan ise, acıların ve olayların büyüklüğüne göre yarıştırılması. Yani bir firma herhangi olumsuz bir olay hakkında tepkisini dile getirdiğinde akıllara suratsız, duygusuz bir bina gelmemeli. Sonuçta o duvarların arasında düşünen, gülen, ağlayan, yaşananlara kayıtsız kalamayan insanlar var. Ve bu duyguları dile getirenler de onlar. Hem teknoloji hem de bunun parametreleri insan eliyle ortaya çıkarılıp geliştirilen şeyler.

Yani bunları duygulardan, hislerden ayrı düşünmek imkânsız. Bu yüzden de toplumun canını yakan olaylar karşısında direkt olayın kendisine odaklanılmalı ve kendisi gibi düşünmüyor ya da gerçekleşen olayla alakalı içerik paylaşıyor-paylaşmıyor diye bireylere/firmalara siber zorbalık yapılmamalı.

Paylaş: